ŞİİRLER

La minör çırpınışlar

Üzerine
Gün doğmamış düşler,
Sayıkladığında kırık rüzgar baladlarını
Kaç aşk boyudur zaman
Bilir misin?


Sessizliğime saklanıp
Dolaşırken kuytularımda
Hayat yalınayak bir öpücük,
Baharsa düşmekte saçlarından.

Kahküllerinde damıttığım gözyaşlarım
Ruhunda imbiklenişler ,
Hayallerimi yatırışlarım!!!
Sonrası bir dala tutunma arzusuyla
Goncalarında jale olmak.

O gecenin sabahında
Sen daha gözlerini açmadan,
Süren rüyalarının bir yerinden
Sokuluvereceğim irem bahçelerine.


Biliyorsun ki
Dünden kalan ve de yarına ait
Her şeyi yaktım gözlerinde...

Şimdi senle sarılıp sımsıkı
Poz vereceğiz güneşe ve
Ölümsüz kılmak için zamanı
Tâb olacağız gökyüzüne.

Odanın bir yerlerinde unutulmuş
Bir zamanların şaşaalı Müzik Dolabından
Bir kırkbeşlik sarıverecek sevdayı.
Ardından
Sana yazdığım o şarkının
La minör çırpınışları aksedecek
Şöminenin alaz senkromlarında.

“Gözlerine uygun renk bulamadım
Hangisi olsa içim yanıyor
Tenine uygun çiçek bulamadım
Hepsi kokusunu senden alıyor…” ***

Bittiğinde Şarkımız ;
Uzanıp söyleyen dudaklara,
Kaydedeceğim Veda buselerini
Sevda demirbaşlarına.


 

 

 

Acem Kızı

 

Dildar gözlerine dilekler yazdım.
Bir uçurtmanın uzaklığı kadar,
Enginliğini hissettim sözlerinde.
Bir ağacın sessizliği kadar,
Asilliğini sezdim hareketlerinde.
Senin ne sıradanlığını bilirim,
Nede olağan üstü hareketlerin
vardır aklımda kalan...
Sende beni tutan,
O narin bedeninde ,
Olağan üstünlüğü sıradanlaştırman
Bende birtek kalan.
Başlangıcı olmayan bir hikayenin
Kahramanı olmanın ne olduğunu bilmek.

 

 

 

 

 

Sağnak Yağmur Altında

 

Sağnak yağmur altında,
bıraktım bedenimi.
Yüzüme vuran yağmur,
silmiyor kederimi.

Yağmurun sularına,
karışıyor gözyaşım.
Yine tek başınayım,
yalnızlık arkadaşım.

Ruhumda ki karanlık,
kara bulutlar gibi.
Sırılsıklam olmuşum,
içimde var ürperti.

Yağmurun sularına,
karışıyor gözyaşım.
Yine tek başınayım,
yalnızlık arkadaşım.

Yağmur elbet dinecek.
Kuruyacak bedenim.
Bir şey değişmeyecek,
ağlayacak gözlerim.

 

 

 

 

Salata Tarifi


Bir tutam,Güneş ışığı alacaksın...
Beğen Güneş'in,rengini...
Mor, kırmızı, turuncu...
Bir kaşık, mutluluk, koyacaksın,içine...
Sevgi dolu,yüreğine...
Karıştıracaksın,biraz...
Sonra gece karanlığında...
Bir yıdız, koparacaksın..
Gökten, usulca sessiz...
Sakın ,incitme yıldızları...
Özenle kopar,bir,bir...
Eğer,gücün var, koparabilirsen...
Gözyaşıyla, yoğurup...
Alın teri katacaksın,içine...
Çeşnisi bol,acılı...
Bir salata, yapacaksın.
Yiyen,yemeyen, durup,bakacak...
Biraz,sadakat, biraz, emek...
Buna sevgi,diyeceksin...
Aşk,diyeceksin...
Yoğuracaksın...
Kimse, bilmeyecek...
Kaysı,çiçeklerinin rengini.
Güllerin, kokusunu,unutma.

Bir yıldız daha kopar, yavaşça.
Ne olur, gökyüzüne bak.
Sancı çeken bulutlardan, bir avuç al.
Yağmur tanelerini.
Gözyaşlarınla, süsle...
Beyaz,karanfiller koy, üstüne.
Tryandafil, gülleri de olsun...
Acıyı, dilim, dilim ,eyle...
Parçala,dağıt...
O güzel yüreğinde...
Son bir defa,ellerimi tut...
Tuz, biber, istemem,ben...
Sevgin,acın yeterdi, bana...
Ne,olur...
Bir cennet yemeği ,yap..
Bilgiden,sevgiden, umuttan,yana...
O,güzel ellerinde...

 

 

 

Senaryo farklı


Ben böyle bir şiir yazmadım ki
Acı çekmek yoktu bu sevdanın senaryosunda
Yolunu gözlemek, deliler gibi özlemek
Adresini şaşıran bu yağmur fazla
Hafifti bu sevda omuzlarımda

Ben böyle bir türkü söylemedim ki
Küçük gülüşler bıraktım kulaklarına
Titrek dokunuşlar avuçlarına
Gözyaşı yoktu, ağlamak yoktu
Masumdu bu sevda çocuksuydu
Yalan yoktu

 

 

 

 

Ebedi Dostluk


Alacakaranlıkta bir vakit!
Yerkürede zor oluşan bir an.
Önce bir bulut girdi camdan içeri
Yoğun,gri,büyük..
Dokundum.
Pamuk kadar yumuşak,ağ kadar sağlam.
Haydi, gidiyoruz dedi.
Bindim yavaş ve ürkekçe
başladık yükselmeye.
Korkuyor üşüyordum.
Birde baktım ki ne göreyim!
Ay ve güneş birlikte,
Merhaba dediler.
Merhaba.
Gecemi,gündüz mü kafam karışmıştı.
Güneş yakmamak için solmuş,
Ay ise görünmek için parlamıştı
Bulut ise yorgan gibi sarmalamıştı bedenimi.
Yalnız beşerdim göklerde.ama mutlu.
Dünyaya baktım bir an;masmavi
Anadalu semalarında evimi aradım.
Meğer eski dostum ay,
güneş ve buluta yalvarmış
birlikte olabilmek uğruna.

Dostum içtenlikle gülümsüyordu göklerden
bir an sevdamı unutturabilmenin mutluluğuyla!

 

 

 

 

Elmas

Çıkıp seni aradım caddelerde
En kuytu sokaklara bile girdim
Sahile indim sonra
Dalgalar yüzüme vurdu sensizliği
Utandım, utandım, utandım işte sensizlikten..
Biliyorum şimdi sen benden çok uzaklardasın
Özlemin körükleniyor içimde
Ben güneyin sahillerinde
Her akşam can veriyorum şu Mersin’de
Şu sahil şehrinde, bu zindan kentte
Bir tek sana tutunarak yaşıyorum sadece,
Sen şimdi yaban ellerde ne edersin ki
Çağırsam yanıma gelir misin?
Ölüm günü habersiz alırlarken ruhumu
Sen de bunu duyunca
Bana kavuşmak için Yaradan’a dua eder misin?

Şimdi vakit gece
Saatim 02:00 göstermekte
Elimde bir bardak demli çayı
Yudumluyorum hafiften,
Uykusuzluğum ondan değil bilesin, senden..
Dalıp gitmişim
Sensizliğin hükmünü bozmaya ahdetmişim,
Şu uykusuzluğa alıştım
Bir tek yokluğuna alışamadım senin,
Derler ya hani
Zaman alışmayı öğretir ama, unutmayı asla..
Ben alışamamışım ki zaten kaç zamandır
Hep derim tarihler bir ben de yanılır hep
Ben bütün kaidelerin genel istisnasıyım..

Ben güneşin oğluyum
Cam şişelerini değil
Elması seviyorum,
Karanlığa değil
Gündüze vurgunum..
Kendimi sana arzediyorum
Elmas seni seviyorum
Alışkanlığımsın,
Gelirsen eğer
Beni, seni beklerken göreceksin…

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !